24 Ocak 2009 Cumartesi

sesli kitap gönüllüleri

24 Ocak 2009 Cumartesi
Birilerine faydanız dokunsun istiyorsanız, fakat bir türlü neresinden tutacağınızı, ne yapacağınızı bulamıyorsanız, işte fırsat. Yatağınızda keyif yaparken, koltukta ayaklarınızı uzatmışken okuduğunuz kitabı, mikrofona okuyun. Ve görme engelliler için oluşturulan sesli kitap kütüphanesine bir katkınız olsun. Hem sizin içiniz huzurla dolsun, hem onların aydınlanmasına bir katkınız olsun.

Peki nasıl mı? İşte böyle!
Düşündüm de, ben pek iyi bir iş kadını olabilirdim. Hem mutlu olduğumu da zannederdim. Ama iyi ki olamadım, olamıyorum. Ve gerçekten mutluyum. Bugün bunun neden böyle olduğunu, neyin değiştiğini buldum. Aslında düşündüklerimden çok daha derin bir yazı çıkardı da, derinleştikçe duygu sömürüsüne kayar diye korktum :) İçine aile karışan şeyler duygu sömürüsü kokar gibi geliyor. Dün Bengü'nün durumunu dinleyince "hmm, galiba" demiştim, bugün taşlar yerine oturdu. Bu da benden başka kimsenin anlamlandıramayacağı bir yazı oldu :)

Kabaca;
you touched my heart, you touched my soul
you changed my life and all my goals

23 Ocak 2009 Cuma

tasarruf

23 Ocak 2009 Cuma
-Efendim?
+Nasıl?
-?!? Ne nasıl?
+Sen
-İyiyim, sağ ol
+Yok mu?
-(Murat beyi soruyor heralde) Yok, imalatta, telsizi yanında.
+Tamam, iyi bak
-(Hmm, çözdüm artık, kendine iyi bak diyor) Sen de, görüşürüz

Bu konuşmadan tasarruf işini küçükken kelimelerin sadece son hecelerini söyleyerek yapan bir şopar varmış. Teşekkür ederim yerine “kür rim” mesela. Daha önce başka şoparlıklarından da bahsetmiştim. İşin kötüsü yalnız değilmiş. Bu telefon konuşmasındaki +’lar 50’lerinde bir adama ait :)

22 Ocak 2009 Perşembe

su

22 Ocak 2009 Perşembe
Korku içerisinde fark ettim ki yaklaşık üç haftadır sabah ilaçlarımı alırken yarım bardak, gece yatmadan önce de bir bardak su içiyorum. Gün içinde içtiğim tüm su bu. Allahım gidip damacanayı kafaya dikmeliyim!

21 Ocak 2009 Çarşamba

höst

21 Ocak 2009 Çarşamba
Bugün adamın teki geldi, iş başvurusu için. Evli, dört çocuğu var, evi kira, 500 lira, eşi çalışmıyor. Kazanabileceği para en fazla 600 lira, olsun diyor. Neden dört çocuk yaptın? "Erkek olmadı bi türlü" Üstelik kendinden emin ve aferin bekler gibi. Höst yahu, höst. Adamın karnını doyurmaya gücü yok erkekliğinden bahsediyor. Ver 500 lira kira, 100 lira da faturalara gitsin. Kızlarını keser yersin, bir işe yarasınlar bari. N'apmalı böylelerini? Yok sana iş miş, yürü hadım edilmeye bir dört tane daha doğurtmadan!

minörlere yolculuk

Güzel gündü, not düşmek gerek. Uzun zamandır aklımda olan, ara ara da fırsat bulup uğraştığım bir makroyu birden bire bir aydınlanmayla yarım saatte yapıverdim. Makronun m'sinden anlamayan biri olarak benim için büyük başarı.
Sonra birden bire ikinci bir aydınlanmayla mikro hayallere daldım. O kadar sık ve birbirinden uzak hayaller kuruyorum ki ben bile şaşıyorum. Ama bu çok başka oldu. Bütün gece oturamadım bile heyecandan. Eve nasıl koşarak geldim bilmiyorum. Bir nevi "Leyla'dan geçme faslındayım, Mevla'yı bulma yollarında". Bunun çok daha güzel söylenmişleri var da, popüler kültürün esiri bir birey olarak tek aklımda tutabildiğim bu. Ve hatta "Majörler tükendi, minörlere yolculuk..."
Olur mu dersin?
Zaman...
Ha bir de iyi olmaktansa şanslı olmayı tercih ederim var tabii..

19 Ocak 2009 Pazartesi

maraton

19 Ocak 2009 Pazartesi
07:30’da uyan, 08:15’de çıkmayı hedefle, 08:50’de ancak haber gelsin ve çık. Bahçelievler'e 09:00’daki randevuya yarım saat gecikmeli gir, çık. 10:45 randevusuna yetiş. Lenslerin gözünde olduğu için 11:00’e sarksın. Oradan çık, yürü bir de bak ki ertesi gün doğum günü olan Süreyya Hoca’nın evine 5 dk mesafedesin. Hemen bir pastaneye dal, pasta al, bir de ödünç çakmak :) Kapıyı çal, Süreyya Hoca bornozla kapıya çıksın, mumlarını üflesin, şaşırsın, mutlu olsun. Onu giydir, süsle, açılışa yolla. Sen de çık, Küçükçekmece’ye kursa git. Altınını ve kontür kalemini al. Sonra Merter’e, Emine Teyze’ye. Karnını doyur, azıcık kendine çekidüzen ver. Taksim’e.. Alper’le buluş. Alexander Berg’e poz verme aşkıyla yanıp tutuş. Çekimlerin bittiğini öğren, azıcık hayal kırıklığı yaşa. Şansını zorla, asansöre bin, asansörde kal. Aslında kalmadığını, çift kapılı asansörlerden olduğunu ve kapının arkanda açıldığını fark et. 5 dakika diğer kapıyı açmaya zorladıktan sonra. Haline gül, gülmekle kalma kahkahayı bas. Horhor’a mı, Balat’a mı derken Alperler’e git. Yemek ye, film izle, harita tamir et, uyu. Sabah olsun, kahvaltı et. Alper filme gönderme yapsın, hangi film de. Filme dair hiçbir şey hatırlamadığını fark et, kork :) Yavaş yavaş hatırla, rahatla. Kahve iç, filmleri ve NBCvari resmi at çantaya, düş yollara. Markete uğra, alışveriş yap. Eve gel, iki saat içinde her şeyiyle 10 kişilik, dört dörtlük sofra hazırla. Sofra hazırken misafirler gelmeden sürprizin sahibi gelsin. Kapıyı açama, sonra ara, Aşure vermek için geldiğini öğren, anneye apar topar bornoz giydir, banyodan çıkmış edasıyla kapıyı aralattır, aşureleri al, yolla. Misafirler gelsin, kimi yoldan çevrilsin. Selime hanım çağırılsın ve sürpriiizz! Cumartesi 07:30’da başlayan maraton Pazar gece 12’de bitsin. Çocuk gibi giyiniyosun, biraz kadınsı giyinsene artık diyen anne maratonun belli kısmına ortak olduktan sonra sana hak versin. Bu haftasonu da böyle geçsin.
 
naeknhu © 2008. Design by Pocket