18 Ekim 2011 Salı

melek

18 Ekim 2011 Salı
melek annemin melek pastası


Yaş problemi: Bir annenin yaşı kızının yaşının iki katı ve ikisinin de yaşı "asır"ın başına kesir sayı sıfatı konularak ifade ediliyorsa bu anne kız kaç yaşındadır :)

23 Eylül 2011 Cuma

23 Eylül 2011 Cuma
Ben, gece 3'te ne yapıyor oluyorum? İşte bunları;

                                       

17 Eylül 2011 Cumartesi

fusbal günü

17 Eylül 2011 Cumartesi
Kağan Bey'in maçı nedeniyle bütün pazar günümüz Sarıyer civarında geçirdik. O eşgüdüm toplantısındayken ben sahildeki çay bahçelerinden birinde yarı kahvaltı ettim. Sonra o gelince onunla bi daha ve hatta sonra bir yarım daha :) Sonra diğer hakemlerle buluştuklarında ben de eski fotoğrafları derleyecektim ki karşıma bir mudo çıktı :) dekorasyon kısmına bakmamak olmazdı! English Home ve Mudo'ya dayanamıyorum. Bunlara bir de Ikea eklendi şimdi :) Alışveriş sonunda poşetlerde kağan için 3 tişört, annem için iki gömlek ve kendim için ekmek sepeti ve çay tabakları vardı :)
Beyler sahaya geçtiğinde ben de altın pamuk pastanesinde oturup fotoğrafları derlemeye başlamıştım kiii Mert geldi :) Ben çağırdığım için gelmiş olabilir tabi... Maç saatine kadar sohbet ettikten sonra protokoldeki yerimi aldım, öhöömm :) Yaklaşık 250 kare hakem pozu çekerek tamamladığım müsabakada bir gözlemci edasıyla yaptığım doğru tespitler de gözden kaçmadı :) Ayol, Ali(!) Dursun'u bile tanıdım, daha ne olsun :)

16 Eylül 2011 Cuma

aşçı

16 Eylül 2011 Cuma
Çalışan bayanın eve geldikten 25 dk sonra ortaya koyduğu yemek. Fotoğrafta pek belli olmasa da, ayıptır söylemesi, görüntü de tat da şahaneydi :) Bu bulamaç gibi gözüken şeyin adı ev makarnasıyla yapılmış yalancı mantı :)

14 Eylül 2011 Çarşamba

senfonik

14 Eylül 2011 Çarşamba
Ortaçgil'e teşekkürlerimi sunacaktım, bir türlü fırsat bulamadım... İstediğim anlarda istediğim şarkıları çaldığı, ve eylül akşamını çalmak için geri dönüp "bonus track" yaptığı için :) Pencere önü çiçeği de hiç bu kadar güzel çalınmamış, bu kadar güzel söylenmemiştir sanırım...
Erkan Oğur, Gürol Ağırbaş, Cem Aksel, Birsen Tezer ve 26 yaylının eşlik ettiği konser şahaneydi. Hiç bitmesin istedim.
Konser esnasında -orada olduğundan bihaber- lafı geçen Birkan Bey'in kafasının ucunu konser çıkışı görmek de ayrıca sevindiriciydi :) Bizi çok kıskandığınızı biliyoruz ama siz de şunu bilin ki, gelmenizi ve fantastik dörtlü olmayı çok istiyoruz. İki neşe, bir kağan, bir-kan :)
Ve uzun zamandır -derken belki de hiç olduğunu fark ettim- yapmadığımız bir şeyi yaparak gece geç saatlere kadar Taksim'de Elif ve Gökmen'le oturduk, sohbet ettik, lime lime doğranmış nohut suyu içtik :) Tekrarına!

12 Eylül 2011 Pazartesi

vay canına

12 Eylül 2011 Pazartesi
Teknolojik gelişmelerin günlük hayata yansımaları beni fevkaladenin fevkinde heyecanlandırıyor. Galiba avcı Yaşar eniştenin tavşan gördüğünde nefesinin kesilmesi gibi bir şey :) Benim de mühendis dürtülerim harekete geçiyor ve kalbim hızla çarpmaya başlıyor “Vay canına! Vay canına!” nidaları arasında :)


Havaalanında otoparka girerken bilet alma düğmesine basıyorsunuz ve çıkan biletin üstünde arabanın plakası oluyor. Yani tamam kamera fotoğrafını çekiyor, plakayı algılıyor, okuyor filan da… Her plakanın yüksekliği, yazı karakteri, yataydaki konumu aynı değil ki. Ey mübarek nasıl da okuyorsun anlıyorsun ya hu. G’yi 6 okuyabilirsin mesela ama yok, hata yok…

Teknik detayını bildiğim halde buna bile yeterince şaşırırken hafta sonu bir adım ötesiyle karşılaştım. Bu otoparka girerken bilet milet almıyosun. Ama girişinde ücret tarifesi var. Allah Allah nereden bilecekler ki kaç saattir içerde olduğumuzu derken çıkışta aldık ağzımızın payını. Bu sistem de giriş ve çıkışta aracın fotoğrafını çekiyor ve eşleştirip ödeyeceğin ücreti belirliyor. Bir “vay canına!” daha.

Bir tane de carrefour’un manav reyonuna gelsin. Tartma işlemi kasada, ya da manav reyonunda oturup sürekli ürün çeşidi girip düğmeye basan biri tarafından yapılmıyor. Müşteri kendi tartım işlemini kendi yapıyor. Bu sistem migros jet kasalarda da var ama jet kasalarda ana gruptan birkaç aşamada alacağın ürün grubuna ulaştırarak seçim yapmanı sağlıyor. Domates yerine kabağı seçersen bunu fark edecek ve uyaracak bir önlem yok. Carrefour’da ise ürünü tartıya koyduğunda karşına seçenekler geliyor ve %90 ihtimalle ilk seçenekte, kalan %10 ihtimalde de ikinci seçenekte koyduğun ürün yer alıyor. Bu da bende hayranlık uyandıran bir teknoloji. Evet, bu da diğerleri gibi çok basit. Renk algılayıcıları sayesinde zaten dar bir gruba indiriyor seçenekleri… Ama yine de hayranlık uyandırıcı işte!

Millet uzaya gidiyor, ben daha bunlara hayran kalıyorum :)
Kendimi en mutlu hissettiğim anlar, evime göze hitap etmekten başka bir amacı olmayan şeyler aldığım ve onları yerlerine yerleştirdiğim anlar…
 
naeknhu © 2008. Design by Pocket