9 Eylül 2011 Cuma

9 Eylül 2011 Cuma
3,5 saatte 35 km yol… Türkiye’nin en kalabalık şehrinin en işlek ana arteri yol-metrobüs çalışmalarından dolayı tek şerite düşerse olacağı budur…

8 Eylül 2011 Perşembe

anlayana sivrisinek saz

8 Eylül 2011 Perşembe
"ben aptal değilim, sadece iyi niyetliyim"

çalar saat

Pisikolocim bozuk benim. İnsan sürekli saate bakarak yaşar mı yahu? Uykun gelmeden ertesi gün zorluk çekmemek için belli bir saatte yatmak, 12 dakikada kahvaltı edip, 4 dk kahve keyfi yapmak... Ayakkabılarını 37 saniyede giymek, asansörün 42 saniye sürmesi... Arabayı bıraktığın yere göre arabaya yürüme mesafesini hesaba katıp iş yerinde olman gereken saatten bu dakikalar ve saniyeler toplamını çıkarıp o saatte uyanmak... Mesela 06:58'de... Deliyim deli :) 4 dakika ile kısıtlanmış kahvenin keyfi mi olurmuş?

Elektrikler kesilip 13 katı elinde bir sürü yükle inmek zorunda kalınca işe 3 dk geç kalırsın işte böyle... Rahat ol biraz, rahat!

7 Eylül 2011 Çarşamba

oldu mu?

7 Eylül 2011 Çarşamba
Ebru abim, ben senden mavi elbiseli bahar yazıları istemişim, sen bana bu yazını yollamışsın. Olacak iş mi? Tatil sonrası işe alışamama sorununu atlatmak için biraz neşelenmekti üstelik tüm istediğim. Köy yaşamından uzaklaşıp şu 4 bilgisayar bir havalandırmadan mütevellit suni ortama alışmaya çalışırken, geçen hafta içinde olduğum yemyeşil ormanlar, gürül gürül şelalerin bilgisayar ekranına hapsolduğu ortamda nefes alacaktım alt tarafı bir bahar yazısıyla… Oldu mu şimdi?

gel bu gece

Gel, bu gece bizim olsun
Uzanalım ay ışığının huzmesine
Bir yer yapalım ikimize orada
Gönül gönüle
Tehlikelerden uzak
İhanetlerden ise daha ırak…
Olsun ki güneşin cılız ışığı ısıtmasın
üşüsün bedenlerimiz
Olsun ki siyah beyaz olsun günler
görmeyelim, sarıyı, maviyi...
Ne çıkar?
İçimiz sıcak mı?
Yüreklerimiz rengârenk mi?
Mühim olan bu…
Bir düşün;
Yıllardır saramadığım bedenini saracağım orada
Özlediğim saçlarının karasına karışacak yüzüm
Gözlerim hiç susmayacak
seni seyredecek, doyasıya
ve
Haykıracak yıllardır içimde biriken sevdayı
gözlerinin elifine…
Değmez mi sence?..

Sen neler hissedersin o yüreğinde bilemem
Ama sus yine de
Her zaman yaptığın gibi sus
Ben, beni sevdiğini sanayım yine
Sessizce… İçin için…

Bu gece bizimken
Çok uzaklardan ay ışığıyla bize kucak açmışken
Hele ki sen kollarımdayken
Nasıl düşünürüm “beni unut” dediğin o günü
Reva mı?
Bu gecelik, hatırım için
Sus
Konuşma hiç…

e.
2010 kış

21 Ağustos 2011 Pazar

kaçış

21 Ağustos 2011 Pazar
bahçeden toplanan salatalıklarla salata yapmak, biberleri doldurmak... kömürde henüz koçanını kopardığın mısırını közlemek, türk kahveni yapmak... ve sabah güneşin ilk ışıklarını horoz sesleriyle karşılamak. kaçmak lazım kaçmak...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

jandarma

3 Ağustos 2011 Çarşamba
bilgisayarı temizlerken ne buldum :) geçen sene 10 mart'ta, yani bizim paşa askerlik görevini jandarma olarak yaparken, can sıkısından oynadığım adam asmacada kelime jandarma çıkınca hemen bir print screen yapmışım :)

bu sene 10 mart'ta ise nefes alacak vaktim yoktu, ne adam asmacası peheeyy... nasıl bir "işler berbat" durumudur bu anlamıyorum...
 
naeknhu © 2008. Design by Pocket