14 Şubat 2010 Pazar
10 Şubat 2010 Çarşamba
teknolojik
10 Şubat 2010 Çarşamba
Teknolojinin bu kadar ilerlemesi büyük rahatlık di mi blog? Mesela son bir ay içinde insanlarla görüşmemi engelleyen teknolojik ilerlemeleri yazayım sana. Dalış kulübünün yıllık aidatını götürüp Cem hocayla hoşbeş etmek yerine EFT yaptım. Oooh mis. Oturduğum yerden. Sonra lenslerimin süresi dolmuştu. Yıllardır lensimi aynı yerden aldığım için gitmeye zahmet etmeme gerek yoktu. Parasını EFT yaptım, şoförlerden birine söyledim gitti o aldı. Oysa lens alacağım günler benim için acayip keyifli olurdu. Mısır çarşısı, çiçek pazarı ve Hacı Bekir'e uğranmadan bitmezdi. Bazen buna vapur sefası da eşlik ederdi. Gün sonunda o tatlı yorgunlukla kahvemi içerken değmeyin keyfime. Bu seferse hiiç yorgunluk nedir bilmedim. Oturduğum yerde lenslerim ayağım geldi.
Sonra efendim, eski işyerimden arkadaşlarla gün yapıyorduk. Ben şimdi onlarla eskisi kadar sık görüşemiyorum haliyle ama bu kadar mı olur? Bir ayı aşkın süre görüşemedik iki adım yerde. Yine EFT imdadıma yetişti.
Şeker hamurunda da aynı şey. Eminönünde dükkan dükkan gezip esnafla sohbet etmek yerine iki tık, tamam.
Ben bu kadar teknolocik bir insan olmak istemiyorum blog. Bakkal Ali Amca'dan 250gr peynir almanın keyfini yaşamak istiyorum hala. Ali Amca babamın halini hatrını sorsun istiyorum mesela. Ne bileyim, para üstü olarak yumiyum versin istiyorum. Ben şimdiden eskiyi özlüyorum. Bundan yirmi yıl sonrasını düşünmek bile istemiyorum... İçime yine bir yaşlı ruhu kaçtı sanırım...
Sonra efendim, eski işyerimden arkadaşlarla gün yapıyorduk. Ben şimdi onlarla eskisi kadar sık görüşemiyorum haliyle ama bu kadar mı olur? Bir ayı aşkın süre görüşemedik iki adım yerde. Yine EFT imdadıma yetişti.
Şeker hamurunda da aynı şey. Eminönünde dükkan dükkan gezip esnafla sohbet etmek yerine iki tık, tamam.
Ben bu kadar teknolocik bir insan olmak istemiyorum blog. Bakkal Ali Amca'dan 250gr peynir almanın keyfini yaşamak istiyorum hala. Ali Amca babamın halini hatrını sorsun istiyorum mesela. Ne bileyim, para üstü olarak yumiyum versin istiyorum. Ben şimdiden eskiyi özlüyorum. Bundan yirmi yıl sonrasını düşünmek bile istemiyorum... İçime yine bir yaşlı ruhu kaçtı sanırım...
pastacı
En büyük zevklerinden biri yemek yapmak, daha da büyüğü yemek yemek olan; polimer kildir, seramiktir her türlü hamur kıvamındaki şeyle oynamayı seven biri için rüya gibi bir şey şeker hamuru. Hem yoğuruyorsun, renklendiriyorsun, şekil veriyorsun; hem de löplöp mideye indiriyorsun. Bulunmaz Hint kumaşı kıvamında yani.
Ne zamandır özeniyordum, istiyordum bulaşmayı bu işe de. Dün en sonunda sipariş verdim internetten. Neyi beklediysem şimdiye kadar. Bugün elime geçti. Beni görsen, bir heyecan bir heyecan. Gören ilk barbie bebeğini alan beş yaşındaki kız çocuğu sanır :)
Birazdan çikolata yapacağım. Cuma akşamı da şeker hamuru kaplanmış minik kekler. Çok heyecanlıyım blogçum. İçime kelebek filan kaçmış olabilir mi acaba?
Ne zamandır özeniyordum, istiyordum bulaşmayı bu işe de. Dün en sonunda sipariş verdim internetten. Neyi beklediysem şimdiye kadar. Bugün elime geçti. Beni görsen, bir heyecan bir heyecan. Gören ilk barbie bebeğini alan beş yaşındaki kız çocuğu sanır :)
Birazdan çikolata yapacağım. Cuma akşamı da şeker hamuru kaplanmış minik kekler. Çok heyecanlıyım blogçum. İçime kelebek filan kaçmış olabilir mi acaba?
7 Şubat 2010 Pazar
4 Şubat 2010 Perşembe
l&m
4 Şubat 2010 Perşembe
Bugün işe boğulmuşken bir şey geldi önüme. Dünkü çorba faciasından sonra bugün çantamda fotoğraf makinesi olmadığı için fotoğraflayamadım. Ama yarın çekeceğim. Gülümsetti beni. Yıllardır tanıdığım bir çiftin birbiri için yaratıldığının bir kanıtı gibiydi! :)
3 Şubat 2010 Çarşamba
çorbacı
3 Şubat 2010 Çarşamba
Bilen bilir emektar termosumu ve çorbaya olan düşkünlüğümü. Sabah öğle akşam çorba verseler gıkımı çıkarmam. Öyle olunca, çoğu zaman emektar termosumun içini çorba doldurur sabah kahvaltısı niyetine. Uzaktan bakanlar için çok karizmatik görünse de servis beklerken termosla bi'şeyler içen kız modeli, bildiğimiz tarhana çorbası içindeki :)
Aslında her günüm aynı, her sabah geç kaldım diye koşturarak servise gidişim ve 5 dk servis bekleyişim bile...
Bugün yine termosumda çorba, servise geç kaldım diye fırladım evden. Annecim de kapattı sanıp termosun kapağını öylece salıverdi çantama. İşkillenip asansörde kontrol edeyim dedim, yıllardır korktuğum şey nihayet başıma gelmiş, çantanın içi çorba olmuş! Çantadaki eldivenler çorbayı emmiş, cüzdan, kremler, ne varsa çantada batmış... Mide bulandırıcı bir koku ve dokuya bürünmüş :( termosun ağzını kapatıp, çantanın da fermuarını çektim ve iş yerine gidene kadar bu kötü olay başıma gelmemiş oyunu oynadım kendime. Sonra yarım saat her şeyi yıkamaya uğraştım..
Niye anlattım şimdi bunu? Çünkü bu olay kendimdeki değişimi fark etmeme bir vesile oldu. Eskiden olsa, annemi arayıp "biraz dikkatli ol" diye kalbini kırardım. Bugünse aradım anne böyle böyle olmuş ama önemli değil sorun yok, temizleyeceğim işe gidince dedim. Hatta o kadar sakin söyledim ki annem birkaç damla bir şey olduğunu sanmış. Gerçekten de biraz zaman kaybettim ama temizledim işte... Kalbini kırmaya gerek yokmuş demek. Bu olgunluğu gösterebildiğim için mutlu oldum. Cüzdanın derinliklerinde unutulmuş notlar gün yüzüne çıktığından iyi ki dökülmüş bile dediğim oldu hatta :)
Aslında her günüm aynı, her sabah geç kaldım diye koşturarak servise gidişim ve 5 dk servis bekleyişim bile...
Bugün yine termosumda çorba, servise geç kaldım diye fırladım evden. Annecim de kapattı sanıp termosun kapağını öylece salıverdi çantama. İşkillenip asansörde kontrol edeyim dedim, yıllardır korktuğum şey nihayet başıma gelmiş, çantanın içi çorba olmuş! Çantadaki eldivenler çorbayı emmiş, cüzdan, kremler, ne varsa çantada batmış... Mide bulandırıcı bir koku ve dokuya bürünmüş :( termosun ağzını kapatıp, çantanın da fermuarını çektim ve iş yerine gidene kadar bu kötü olay başıma gelmemiş oyunu oynadım kendime. Sonra yarım saat her şeyi yıkamaya uğraştım..
Niye anlattım şimdi bunu? Çünkü bu olay kendimdeki değişimi fark etmeme bir vesile oldu. Eskiden olsa, annemi arayıp "biraz dikkatli ol" diye kalbini kırardım. Bugünse aradım anne böyle böyle olmuş ama önemli değil sorun yok, temizleyeceğim işe gidince dedim. Hatta o kadar sakin söyledim ki annem birkaç damla bir şey olduğunu sanmış. Gerçekten de biraz zaman kaybettim ama temizledim işte... Kalbini kırmaya gerek yokmuş demek. Bu olgunluğu gösterebildiğim için mutlu oldum. Cüzdanın derinliklerinde unutulmuş notlar gün yüzüne çıktığından iyi ki dökülmüş bile dediğim oldu hatta :)
2 Şubat 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

